Hoşgeldiniz, 17 Aralık 2018

Samanyolu TV Ana Haber

Samanyolu TV Ana Haber

Samanyolu haber. Çankaya konak izmirde kekertim tedavi merkezini ziyarette bulundu egitimci ve kurucu hakan akın.
Akıcı konuşmanın iki unsuru var. Ritim ve zamanlama. Bunlarda bir problem yoksa konuşma esnasında sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akıp gidiyor. Çoğu zaman psikolojik sebeplerle bu akışta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ise konuşmanın doğal akışını bozuyor. Bu durum kekemelik olarak tanımlanıyor. Kişi bir şey anlatmak istiyor ama bir türlü nihayete erdiremiyor. Dinleyen kişi ise böyle bir durumda anlatılan konuya değil, anlatanın hâl ve hareketlerine, tutukluluğuna odaklanıyor. Böylece kekemelerin konuşma güçlüğüne bir de korku ve endişe ekleniyor. Ardından da yüz, el, göz, kolda ya da sürekli oturup kalkma şeklindeki tikler başlıyor. Bu kısır döngü kekemelerin tüm enerjilerini alıyor. Kendilerini ifade edememeleri ve dalga geçilme ihtimali sebebiyle; konuşmamayı, arkadaşlık kurmamayı, okulda sessiz kalmayı, sosyal hayattan uzak durmayı tercih ediyorlar. Tabii; “İnecek var” diyemedikleri için minibüse binmiyor, isimleri sorulacak korkusuyla devlet dairesine, bankaya gitmiyor, aile fertleriyle bile mecbur kalmadıkça konuşmuyor, cep telefonları çalsa da cevaplayamıyor, iş hayatında bir dolu problem yaşıyorlar.
Kekemelik aslında bir konuşma bozukluğu. Sebebi konusunda bilim dünyasının da kafası hayli karışık. Kimi uzmanlar kekemeliği “yapısal bir bozukluk”, kimi “öğrenilmiş bir davranış” olarak görüyor, kimi de “psikolojik nedenler”e bağlıyor. Kekertim  Genel Koordinatörü, merkezdeki öğretmenlerin de eğitmeni Abdulhalim hancı ise; bu genel görüşlerin çoğuna katılmı,yor: “Bu zamana kadar 20 binin üzerinde öğrencimiz oldu. Kursiyerlerin yüzde 99’unun konuşamamasının sebebi psikolojik nedenlerdi. Yüzde 1’inde ise kekeme birini taklit vardı.”

 

Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde yani 2-6 yaş aralığında ortaya çıkıyor. Bazı durumlarda, okul çağında, nadiren yetişkinlikte de görülebiliyor. Başlıca sebeplerin ne olduğunu hakan akın a  soruyoruz: “Öğrencinin hangi sebepten ya da olaydan sonra konuşamadığı bizim için önemli. Genelde insanlar yaşadıkları korkular sebebiyle konuşma bozukluğu yaşıyor. Ya da gergin, stresli bir aile ortamı, sürekli engellenme, yangın, deprem gibi şoke edici olaylar, çok sevdiği birinin vefatı, sonlanan evlilikler, sevgiliden ayrılma, psikolojik ve fiziksel şiddet ve titiz ebeveynler tarafından sürekli müdahale edilerek kişiliğinin gelişmesine izin verilmemiş çocuklarda kekemelik sıklıkla görülüyor.”
Ülkemizde ailelerin çoğu kekemeliğin genetik olduğunu düşünüyor. Bundan dolayı da konuşma bozukluğu yaşandığında bir-iki doktora, hocaya götürdükten sonra mücadelesini sonlandırıyor. Oysaki kişinin yaşı kaç olursa olsun bu problemin üstesinden gelmek mümkün. Hem de çok kısa bir sürede.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

WhatsApp